K-FULVATE X NEDİR

Polifenollerin Kullanım Alanları ve Faydaları

Polifenollerher molekülde birden fazla fenol grubunun bulunduğu bileşiklerdir. Polifenoller genelde bitkilerde bulunur ve bitkilerin renklenmelerinden, örneğin sonbahardaki yaprak renklerinden sorumludurlar. Antioksidan özelliklerinden dolayı insan sağlığına muhtemel faydaları vardır. Antioksidan polifenollerin oksidatif stresi (reaktif oksijen ile meydana gelen stres) azaltmalarindan dolayı kardiyovasküler hastalık ve kanser risklerini de azalttığına dair bulgular vardır

 Topikal uygulamada atopik dermatit, sedef, iltihap kaynaklı eklem rahatsızlıkları gibi cilt rahatsızlıklarını tedavi edebilme yeteneği vardır.

Detoksifiye edici özelliği ve anti-age özelliği sayesinde yüz bakım ürünlerinde kullanımında gözalıcı sonuçlar verir.

Polifenoller iltihaplanma problemlerine neden olan reaktif oksijen türlerini azaltmada önemli rol oynamaktadırlar.

Bazı polifenol antioksidanları tümör oluşumu ve gelişimini önlemektedir. İnsan vücudundaki enzim reaksiyonlarını katalize ederler. Sindirimi arttırıp, metabolizmayı uyarırlar. Ağır metalleri ve atık metalleri bağlayarak vücuttan atılmasını sağlarlar.

Polifenoller kollajen sentezini stimüle edebilme yetenekleri sayesinde cilt dokusunun onarımında yardımcı olarak kullanılırlar. Açık yaraların ve yanıkların en az ağrı ve izle iyileşmesini sağlarlar.

Polifenol Yöntemi İle Tüm Saç Derisi Problemleri 

  • İnsan saçı sürekli ve siklik olarak (anagen) büyür. Saç siklusunu gelişme dönemi büyümenin durması (katagen) ve istirahat dönemi oluşturur. Saçın büyümesi normalde randomize ve non-senkronizedir. Ancak postpartum dönemde ve sistemik hastalıklarda olduğu gibi bazı fizyolojik durumlarda kıl siklusu senkronize olur. Senkronizasyon katagen dönemde olursa, katogen ve telogen dönemin toplamı kadar bir dökülme dönemi olur. Fizyolojik olarak dökülmenin başlangıcı yeni bir anagen siklusta, yani kıl, foliküler kanala girmeye başladığında gerçekleşir.
  • Saçların dökülmesinin anagen fazdaki bir artışla önlenebileceği düşünülmektedir. Anagen faz saçların büyüme fazıdır. Uzmanlar kanlanmanın o bölgede artmasıyla sağlanabileceğini düşünmektedir. Polifenollerin mikrosirkulasyonu arttırması sebebiyle söz konusu bölgede aşırı bir kanlanma olur. Bu sebeple saç büyümesi fazının artmasına etki edebilir.
  • Yapılan araştırmalara göre polifenollerin ve çinko mineralinin saç dökülmesinde rol oynayan 5-alfa-redüktaz enzimi üzerinde inhibe edici etkisi bulunmaktadır.
  • Polifenollerin sedef, egzamai seboreik dermatit, alopesi areata gibi saç derisi problemlerinin tedavisinde olumlu sonuçlar doğurduğuna dair çalışmalar mevcuttur.
  • Özetle polifenoller anagen fazda artış sağlayarak , sitokinin üretimini regüle ederek, 5 alfa redüktaz enzimini inhibe edici etki yaparak saç dökülmesi problemleri ve saç derisi problemlerinin çözümüne yardımcı olur.

Polifenol Yöntemi İle Egzama ve Sedef Tedavisi

  • Egzama hastalığı ciltte meydan gelen kaşıntılı kızarıklıkların ödemli veziküllere dönüşmesi, içi sıvı dolu bu veziküllerin patlamasıyla sıvının cilt yüzeyini kurutarak çatlatması ardından derinin kabuklanarak kabukların dökülmesiyle karakterizedir.
  • Polifenollerin deriyi hidrate edebilme yetenekleri sayesinde derinin kuruyup çatlaması engellenir. Ayrıca polifenollerin antiinflamatuar ve antimikrobiyal etkinlikleri ile derinin enfekte olmasının önüne geçilir. Enfekte olmuş hasarlı derinin onarılaması sağlanır.
  • Bunlara ek olarak kollajen sentezini uyarıcı etki sayesinde hasarlı dokunun onarılmasın hız kazandırılmış olunur.
  • Sedef hastalığı cilt yüzeyindeki kırmızımsı renkten gümüşümsü renklere kadar giden enflamasyonlu plaklarla karakterizedir. Tedavisinde merhem, losyon yada krem formatında sunulan polifenoller inflamasyonun hücresel yayılımını durdukları yapılan çalışmalarda görülmüştür. Polifenollerin kollajen sentezini de uyarmalarıyla cilt dokusunda oluşmuş tahribat onarılmış olur.
  • Özetle polifenol içerikli ürünlerle sedef hastalığını kontrol altında tutmak mümkündür.

K-Fulvate complexinin içerik bilgileri ve cilt üzerine etkileri

Giriş

Kurutma sonucu çıkan sıvıda hormonlar, mineral maddeler, organik asitler (fulvik asit) ve amino asitler tespit edilmiştir. Bitki beslemede yapraktan ve topraktan doğrudan uygulamada “hazır bir çözelti” olarak düşünülebilecek kurutmadan çıkan sıvının organik ve amino asit grupları birçok farklı sektörde de değerlenebilecek önemli bir hammadde özelliği göstermektedir.

Bulgular

Bitkilerin doğal olarak ürettiği hormonlar olan liberallik asit, indol 3-asetik asit (IAA) ve absesik asit (ABA) tohumun çimlenmesinde, çelik köklendirmede, meyve tutumunu arttırmada, çiçek/meyve dökümünün azaltılmasında, meyve kabuğunun inceltilmesinde, meyvenin parlak olmasında, gövdede sürgün çıkmasının engellenmesinde ve soğukta erken çiçek açmasını önlemede önemli görevler yerine getirirler. Analiz sonucu çıkan 126 ngr/µL (ppm) giberellik asit, 10,45 ngr/µL IAA ve 3,95 ngr/µL ABA bitkinin köklendirilmesi için topraktan ve soğuğa karşı mukavemeti için yapraktan doğrudan (seyreltmeden) uygulama için yeterli miktarlardır.

Radyo frekansı ile vakumlu kurutma yapılan ağaçlardan çıkan sıvının analizlerinden mineral madde içeriğindeki 3,75 ppm potasyum meyve dönemi için, 459,3 ppm fosfor çiçek dönemi için ve 8,59 ppm demir kloroz (yaprakta sarılık) için yapraktan uygulamada yeterli miktarlardır.

Bu çalışmada en önemli bulgular organik asitler (toplam: 2364 ppm = %0,24) ve amino asitler (toplam: 937,74 µmol/L) olmuştur. Bitkinin tüm vejetasyon süresinde gelişimini etkileyen bu moleküllerin kereste kurutması ile elde edilen sıvıda önemli miktarlarda bulunması yapraktan veya topraktan seyreltmeden uygulandığında bitkide fiziksel, kimyasal ve biyolojik birçok fonksiyonu etkileyeceği aşikardır.

Hormon miktarları, ngr/µL (ppm)

Giberalik asit Salisilik asit IAA ABA
126 63 10,45 3,95

Element içerikleri, ppm

Na 358,6
K 3,75
Ca 117,4
Mg 52,78
P 459,3
S 1,19
Fe 8,59
Cu 0,057
Mn 0,073
Zn 7,19
B 0,385
Mo –
Ni 0,058
Cd 0,001
Pb 0,161
Al 3,027
Cr 0,029
Se –

unnamed (2)

Organik asit miktarları, ng/µl (ppm)

Oxalic acid 894,0
Propionic acid 123,0
Tartaric acid 168,0
Butyric acid 232,0
Malonic acid 368,0
Malic acid 112,0
Lactic acid 75,3
Citric acid 62,1
Maleic acid 18,3
Fumaric acid 124,1
Succinic acid 187,3

Amino asit miktarları, µmol/L

Aspartate 66,31
Glutamate 1,41
Asparagine 5,50
Serine 49,38
Glutamine 1,65
Histidine 104,83
Glycine 2,06
Theonine 41,94
Arginine 33,81
Alanine 1,88
Tyrocine 38,51
Cystine 1,69
Valin 7,83
Methionine 4,56
Tryptophan 2,98
Phenylalanine 5,10
İsoluecine 1,78
Leucine 6,29
Lysine 276,63
Hydroxyproline 3,21
Sarcosine 278,83
Proline 1,56

Sonuç

Muhtelif ağaç köklerinden elde edilen sıvı içerdiği doğal hormonlar, mineral maddeler, organik asitler (fulvik asit) ve amino asitler sayesinde seyreltmeden uygulanabilir bir organik materyaldir. Ayrıca, yine içeriğindeki organik asitler ve amino asitler,doğal hormonlar, enzimik reaksiyonlar vasıtası ile yağ parçalayıcı,aynı zamanda collagen sentezi destekleyerek dokunun tamirine yardımcı olur.
Lysine vücut tarafindan yağ asitlerinin enerji kaynağı olarak kullanılmak üzere kas hücrelerine taşınmasında anahtar rol oynayan Carnitine\’in oluşturulmasında kullanılmaktadır.

FERAGATNAME (SINIRLI SORUMLULUK BEYANI)
NATRUMİN ürünleri uzun bilimsel araştırma ve geliştirme çalışmaları sonucunda üretilmektedir. Natrumin ürünlerinin etkinliği hem Natrumin bünyesinde gerçekleştirilen laboratuvar deneyleri ve klinik çalışmalarla, hem de bağımsız üçüncü kuruluşların yaptığı testler sonucunda ortaya konmuştur. Buna rağmen, ürünlerin kullanımıyla ilgili elde edilecek başarı oranlarının çeşitli sebeplerden dolayı (uygulama hatası, genetik farklılıklar v.b.) kişiden kişiye değişiklik gösterebileceğini unutmayınız. Bu durumdan kaynaklanabilecek her türlü sorumluluk ve zarardan Natrumin marka sahibi firma sorumlu tutulamaz. Natrumin, laboratuvar ortamında ve klinik çalışmalarda elde edilen sonuçların birey bazında elde edilebileceğinin garantisini sunmaz.